Diğer

Şiirler

YER MEKANİĞİ

kimsenin umrunda değilsin isimli güzel bir şiir vardır.
ezbere bildiğim bir şiirdir,
banyoda, vapurda söylerim.
bir yerden duyarlar,
zaman mefhumunu bilen herkesin
dikkatini çekerim.
galaksinin ne de ufak bir yerindeyim!
oysa rüzgarlar, nehirler
tüneller ve gökdelenler…
bunların manası -oldukça gizli sırları- olmalı.
şu kentin grisi, lavabonun pasları
babamdan kalma bir gururla tuttuğum takım
uydudan çekilen fotoğrafta sen de var mısın?
sonsuz kainatta ayaklarımı tutar newton yasaları
günün dramı, biten kahve kreması

* 2014’de yazdığım bu şiir Alfabe Fanzin’de yayımlanmıştı.

BİTT

ışığımı al
beni trafiğin ortasında bırak
farklı elementleri geçersiz kılarak
elindeki baltadan fırlatırsın parçalar

kıyametinin çarptığı tenlerdeki tepkime
hücresel bütünlüğümü canileştirmekte.
kumsalın biteceği yokken gözlerinde
son bir parça, devics’ten, cihangir’de.

devamlı kedileri çağırıyor patlayışın gizemi
sendeki mavi yıldız buharlaştırıyor kütlemi
ağaçlar dışında her şey devrilirken
aşklar, bira şişeleri, sakallı çirkin adamlar…
yorklardan kalkan büyük bir öfke şilebinde

yaşama planında seni uzak masaya yerleştirmek
aygıtındaki biyolojik devamına dur demem gerekli.
nötre çevirsem bile bıraktığın ifadeyi
kazımam gerekir geriye kalan
milyarlarca nebuladan ikiz suretini

kaybedenlerin bırakacaklarını sirkülasyon kıtladı
senden sonra da evrim geçer üstümüzden
barlarda takılıyor göğsü oyuklar epeydir
buraları senelerdir çiçeklenmiyor eksikliğinden

bulursam en rengi kara delikleri
ismini söyleyip koşacağım içeri
kaplayamadığın boşlukları düşünüp…
bilmediğim zamanlara düşeceğim

* Peyniraltı Edebiyatı Dergisi’nde yayımlandı. 

AMİRALE FIRTINA

I.
tanrım şu yıldızları ne güzel döndürüyorsun
sarhoş muyum sinüzit mi ortam ne güzel
bizim çocukların hepsi sağlam, biliyor musun?
haracımı ver yoksa dükkanın yanar

II.
durulması gereken suda, aptalca yüzdüm
attığım kulaçlar bataklığa düştü
saltanı mı kaldırmışlar, aman alalhım yalnızım!
darbukacı çocuklar sırasında çello çalıyorum.
ilk gençliğimden arta bir sakallarım kaldı
sorma daha fazla, sinirleniyorum
sahte louis vuitton çantalı kızın beğen beniciliğiyle
arkadaşlarımı diyet bitince anladım
nefsle ilgili zayıflığım yüzünden
manaya aykırı anlamlar yükledim,
şişmanladım!
çıplaklığım suya düşünce
gürültü çıkaran yerlerime demokrasi geldi
muhalefetle tüylenmiş derimin üzerine
karşı konulmaz bir sükut çöktü

III.
şimdi tüm denizciler yalnız
tüm kainat laylaycı
dostumuz hangisi, deniz neden dalgalı
hiçbir su bizim değil,
kaptan köşkü dağınık
ve ben yalnız kaldığıma değil
eski dostlarımın gidişine üzülüp
hep aynı şarkıyı söylüyorum
sarı denizaltında

IV.
dondurma soğuk yenen bir yemektir
yazın ortasında çekip gittin

* Peyniraltı Edebiyatı Dergisi’nde yayımlandı.

EVREN BOZMASI COVER

Sauna bilir tarafı olmayan duyguları
gel savunalım beraber
soyunup savları savalım başımızdan.
saymak demişken
1den 2ye nasıl giderim buradan
söyleyin de bileyim koca galaksi
tüm bu düzen
içinde var mı
benim nefes alıp verdiğimi bilen

neden karım da varken çöküyor böyle keder
soruyla başlatsam tüm şiiri konuşurlar mı cevaben
nerdeyse tekrar aşık olacağım göğe bakıp
yıldızlar yıldızlar yıldızlar diye bağırmak için

sarhoş muyum sinüzit mi neden her şey gölgeli
gerçekler ne pahasına kabul edilir, söyleseler
unutsam soğuğu uyuyup
uyansam yanımda zamanda birikenler

kırık kalpli çocukmuşsun,
kokain kimsenin burnundan böyle kaçmamıştır
kimsin?
kimse böyle kaale almamıştır kör kalemlerini
nefesin hep hırıltılı, tozu kattığın duman.
kinin katılığın kalıcı kalsın yine
senelerce kaç parçaya ayrılmışsın
yılkısın yıkılmış hayallerini yine sen yazmışsın

her gün bağlarken ayakkabı bağcıklarımı
yaşıyorum her an unuttuğum eski arkadaşlarımı
en yakın gezegen buradan kaç gün
ne kadar acı verebilir her yaşam
ufak bir anlam
ufak bir anlam
ufak bir anlam bulursanız
yaşamış sayılırsınız

GEL BENİ BUL BENİ BUL BENi BULLL

* Sahte Vefa Fanzin’de yayımlanmıştı.

ROMA BAHÇESİ

I.
ekol ifadeler soldu
çiçeklerle aramız iyi değil

II.
duysa aşkımı alfabe
yeni harfler eklemeye kalkar
büyük bir devrim olur, yeni lisanlar
beni sana anlatamazlar

II.
sende yıldızların hızı var
gündüzlerin göğü
gözlerinde duruyor sanki
efsunun gizi

yansımanın görünmediği
mavi sularda boğ beni.
nehri geçmem için ismimi söyle
sesinde tılsımların en sihirlisi

gelişi müjdelenmeyen!
gönlümde gez ve çek saçımdan
beni bu dünyaya bağlayan
annemi öldür ve gir yerine

* Marşandiz Fanzin’de yayımlandı.

ÖLÜLER KONUŞMAZ Kİ COVER

saçlarını toprakladın…
o gün tüm meydanlar halkındı
Ulaşılabilir Kalp Sorunları Merkezi’ni dağıttın
ulaşılmazlarım Bastille’in kapısını kırdı

sen yoktan edilmişlerin mütevazılık tanrısı
yüzünü gösterdin, varsıllaştım
ah beni nasıl tutabilirlerdi ayık, ayakta duramazdım
şarkılar söyledim Zincirlikuyu travmayından çıkarak
korkuluktan çok prensmişim ayçiçek tarlalarında
güneş girdiğinde gözlerime ilk defa
paylaşmayı istedim güneşin dilini
ve beni adamın yaptım
köprüleri geçtim, uzak değilmiş karşı
sırf sen istedin diye, silahımı bıraktım

fikirlerim ne kadar eskiymiş ah bu ben miymişim
sevmediğin şeyleri ateşlere attım
gökyüzünü gösterirdin, yıldızlar varmış
yer değiştirirlermiş, dağılırlarmış…
olsun yıldızlar biz ölene kadar yerlerinde durdular
biz öldük ve neden, göstermiyor pusula
bir yıldızın öz hareketini izledim, dalgalar beni kıyıya götürdü
ağlamak gülmek gibi ortak lisanlarımızı nehirlere boşalttım
bu şehirden defalarca gittim, kuşlar yerleşti
mezardan çıkılmazmış, sıkıntıdan dolaştım
görgü tanığı yan mezardaki kafasız bir kunduracıydı
senden uzaklaştıran eskiden dans ayaklarım
defnedemedik dedi seni müftü, kararlıymış
bir ikinci emre kadar yaşamam yasaklanmış

kaç leşin vardı bugüne kadar, dosyanı hiç açmamışlar
Ömer’i öldürdüğünü dahi benden yeni duydular
bir toprağı eşeliyorum, ulaşıyorum sandıkça kendime
kırılıyor putlarım dokundukça, ıssızlaşıyorum ellerimle
tertiplerim eski, konserlerim iptal ve kış geliyor
beni örten gastenin üstünde mankenler yüzüyor
göremiyorum gün ışığını, ruhum kalınlaştı duaya rağmen
konuşamıyorum kimseyle, Pink Floyd duvarlar örüyor
umarım ölürsün sevgilim,
kimsenin sinemaya gitmediği bir kış günü
ölürsün ve görürsün, nasıl hisseder ölüler
ölüler konuşmaz ki, kime anlatabilirsin?
bana miras kalır yılan yuvalarındaki dişler
ölmeni istiyorum belki rüyalarıma giremezsin
sanmıyorum gidiş izlerini boyalarla silemezsin
West Indies, Kızıl Elma, İtaki, Maçin; doktoruma söyledim
onun diş izlerini otopside göremezsin!

* Marşandiz Fanzin’de yayımlandı.

ADSIZ

I
nerde bıraktım en son koşmayı
hangi ağaç beni üstünden attı
denizlerde bilinmedik bir balığa mı çarptım
ormanlarda kaybolunca yıldızları mı bulamadım

şimdi otursam saymaya
aslında kaç yaşındayım
beni çarpan rüzgarın
hala mı içindeyim

II
bulursam en rengi kara delikleri
ismini söyleyip koşacağım içeri

GÜMM

beni kandırmaya yetmiyor
doğanın seküler işleyişi
güldüğünde gözlerinin içinde sanki
evrenin gümleyişi.

YIKILSIN DEVLETLER

kimse beni sevmiyor. yıkılsın devletler!
olmayan bir papazdan bile çirkinim, olmayan
sanki bağırsam elinden kayıp gidecek uçurtman
susuyorum merhamet yağdırmıyor devletler

gözlüklü çocukların da iyi yanları vardır, bir bilseler
papyonumu takıp gelirdim ah bir duysalar
anarşist olurdum sanki elimde celseler
sen giderdin ben ölürdüm yıkılırdı devletler

sen gelince fransızca söylerdi şarkısını orhan gencebay
polen gelirdi peşinden, hapşurmazdım bunlar hep kibarlıktan
belki ölürüz birgün budalalıktan, moliere yazar
sen okurdun ben dinlerdim yasalaşırdı devletler

foyam ortaya çıkana kadar kutsallaşırdım devletlen
bürokrasi yorardı bazan şiir yazmaz evraklar
memuriyet monoton sen denizi olan bir ankarayken
yüzümüz gülmez hiç bizim, çok sıkıcıdır devletler!

anlaşarak ayrılırdık otobüs durağından
ben romanıma başlardım, senin bir kahraman olduğuna inanarak
kafamı dizlerine düzenli olarak yatırdığımdan
vatandaşlarına sosyal güvence tanırdı tüm devletler

bayrak dikip sancağa koyardık izin almadan devletten
öpeceksen hızlı öp, çirkinliğim saklanamaz gözlerden
ben bi şeyler yazarken sen öperdin, sermayemiz kendinden
marş yerine şiir okurdu sahildeki bankta terörle mücadele eden devletler

* Marşandiz Fanzin’de yayımlandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir